
Akrep'te Dolunay: Korku
1 Mayıs'ta gerçekleşecek olan Akrep dolunayı, en kuytu köşelerimizi, en saklı gölgelerimizi ve en derin korkularımızı bize yansıtan bir mercek gibi üzerimizde parlıyor.
“Korku kapını çaldığında kapıyı açma cesaretini gösterirsen, arkasında kimsenin olmadığını görürsün.”*Maud Ankaoua
Bu akşam gerçekleşmekte olan dolunay, en kuytu köşelerimizi, en saklı gölgelerimizi ve en derin korkularımızı bize yansıtan bir mercek gibi üzerimizde parlıyor.
Herkesten sakladığımız, kabul etmekte zorlandığımız, biz görmezden geldikçe sinsice hayatımızı komuta eden ve hep bir adım ileri gitmemize engel olan korkularımızla yüzleşiyoruz. Akrep ayının dönüştürücü şavkı, ruhumuzun dip köşelerinde birikmiş, akışı tıkayan ne varsa arıtmak istiyor.
Dolunayın etki süresi içerisinde gerçekleşmesi olası gündemler, bu derin korkuları bir şok etkisiyle yüzeye iterek bizi onlarla yüzleşmeye zorluyor. Zira Akrep’in en derin anlamında, kendimizden bile gizlediğimiz korkularımız ve ancak onları aşabilirsek kazanabileceğimiz gerçek bir güç ve dayanıklılık yatıyor.
Hayatımız bir yerde tıkanmış halde, ne ileri gidebiliyor, ne geri dönebiliyoruz ve biliyoruz ki artık kabullenmemiz gereken bazı gerçekler var. Fakat bu gerçekler, asla göz göze dahi gelmek istemediğimiz karanlık korkularımızı tetikliyor, düşüncesi dahi kalp çarpıntısı yaratıyor. Dahası, bir yüzleşme gerçekleştiği vakit, artık o korkunun üzerine gitmemiz, birtakım kararlar vermemiz, hatta bazı şeylere nokta koymamız gerekecek ve biz bu sorumluluğu almaya henüz hiç hazır değiliz. Fakat kafamızı kuma gömerek, görmezden gelerek ve bir şey yokmuş gibi davranarak gidebileceğimiz mesafenin de sonuna gelmiş bulunmaktayız. İşte bu dolunay, bu sona gelişi vurguluyor, evet sert yoldan ama asla acımasız ve şefkatsiz bir yerden değil. Dolunayın kavuştuğu Acrux sabit yıldızı, gerçekten görmek isteyenin gözünün bağını çözüveren ilahi bir alarmı sembolize ediyor.
Yine de beklentiniz her şeyi apaçık bir şekilde bilmek, görmek ve anlamak olmasın. Haritanın kör noktası diyebileceğimiz 12. evde gerçekleşen bu dolunayda, eğer bilmeniz gereken bir şey varsa, mutlaka önünüze örtülü bir şekilde çıkacaktır. Size ulaşması gereken herhangi bir gerçek, o ya da bu şekilde, bir his, söz, mesaj, vizyon veya rüya yoluyla gösterilecektir. Akrep Ayının bilincine çıkan gerçekler, Boğa Güneşinin mutlak huzur, güvenlik ve konfor istencine gölge ederken, bin yıllık korkularınızı bu gerçekliğe siper etmenin artık bir faydası olmadığını kabul edeceksiniz.
Zira dolunayın modern yöneticisi Pluto, dolunaya kare açıda. Artık korkunuzla çarpışmak ve onun üzerine çıkarak dönüşmek zorundasınız. Kangren olmuş bu onulmaz yarayı kesip atmak zorundasınız. Korkunun ardındaki hiçliği görmek zorundasınız.
Öte yandan, haritanın ilişkiler evinde yer alan Aldebaran kavuşumlu Venüs ve Uranüs’ün ay düğümlerine kare açı ile bakıyor oluşu, hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkarak ayağımızın altındaki zemini sarsacak bir dürüstlük testinin, bir ‘biliş halinin’ tesadüfi ve kaçınılmaz biçimde rotamızı farklı bir yöne çevirebileceğine işaret ediyor.
Uzun süredir karanlıkta uyuyan birtakım gerçeklerin, hiç ummadığımız biçimde, hiç beklemediğimiz yerden, adeta bir meleğin düşüşü gibi, tuhaf ve ilahi bir şekilde bilincimize düşeceğini, biz buna kayıtsız kalmak istesek de, sistemsel olarak artık bunun mümkün olmayacağını anlatıyor. ‘Aslında en başından beri biliyordum’ dediğimiz noktada, durup düşünmeliyiz elbette, neden içimizdeki o ‘her şeyi gören gözü’ mütemadiyen görmezden geldiğimizi...
Akrep yalnızca ölüm ve yeniden doğum döngüsünü anlatmıyor; bunlardan da evvel, en büyük korkularımızla, özellikle de sahip olduklarımızı yitirmeye dair duyduğumuz korkuyla yüzleşme sürecimizi temsil ediyor.
Bizler ancak bu korkularla yüzleştiğimizde kabuk kırıyor, eski kabukları atıp yenileriyle değiştiriyor ve hatta hayatın sert darbelerine karşı kabuğumuzu sertleştirerek güçleniyoruz. Tıpkı ölüm gibi… kişisel felaketlerimizle de er ya da geç yüzleşiyor ve korkunun ‘ecele’ faydasının olmadığını anlıyoruz. En büyük zaafımız ve zayıflığımız, ondan kaçmak ya da ona tutunmak yerine bu kez onun gözünün içine bakmayı öğrendiğimizde, bir anda en büyük gücümüze dönüşüyor… Tıpkı bir çocuğun korkularını aşa aşa, onların üzerinden atlaya atlaya büyüyüp güçlenmesi gibi.
İşte şimdi Akrep’in asit gibi çözen, yakıp, yıkıp, yok ederek yeni bir formda var eden kimyası, bünyeye ölümcül düzeyde zarar veren kanserli bir hücreyi yok etmeye uğraşıyor.
Pluto boş yere haritanın dip noktasında, dolunaya kare açıda değil. Tamamlanması artık zaruri hale gelmiş, hayati önemde bir iş var, bir hesaplaşma ve koyulacak bir son nokta. Pluto, Venüs ve Uranüs arasında boş yere hava üçgeni oluşmuyor. Bu hesaplaşma, bu tamamlanma, bu kapanış, bizi özgürleştiriyor.
Dolunayın klasik yöneticisi Mars’ın Jüpiter’le yaklaşan karesi, gerçeği kucaklarken orantısız bir histeriye meyledebileceğimizi gösteriyor. Oysa hiç gerek yok... Bizi asıl öfkelendirenin sınırlarımızın aşılması değil, sınırlarımızı koruyamayışımız olduğunu bilmemiz ve bunu ısrarla kendimize hatırlatmamız kâfi.
“Korkmamalıyım. Korku katilidir aklın. Korku, mutlak yıkım getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim. Onun etrafımdan ve içimden geçip gitmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiğinde, onun izlediği yolu görmek için iç gözümü kullanacağım. Korkunun geçtiği yerde hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım.”*Frank Herbert
Bugün karşı karşıya kaldığım bu korkudan, bu korkunun yakıcı, kavurucu, dönüştürücü ateşinden kaçsam, karanlık bir mağaranın oluğuna girip saklansam, bu korku, bu ateş, bu gerçek elini üzerimden çeker mi? Neden yaşıyorum öyleyse, böyle saklanacaksam, bu kıymetli deneyimin içinden geçip öğrenmeyeceksem, hayatımın sonuna dek bu mağarada, kendi karanlığımda yüzecek, kendimi sahteliğin bu karanlık konforlu oluklarına hapsedeceksem, neden yaşıyorum gerçekten? Bu ateş çemberinden öyle ya da böyle geçecek, insan-ı kamil olma yolunda, büyüyeceğiz. Akrep’in dirayetini ve dönüşüm gücünü içimizde bulup bu kez kalbimizdeki bu yangına gerekiyorsa talaşla, benzinle, körükle gideceğiz. Her şeyi gören gözümüzle korkunun göz bebeklerine bakıp, ardında kimsenin olmadığını göreceğiz, gölgelerimizden başka...
Sevgiyle ve ışıkla.
Bu yazıda, dolunay konusunda derinlemesine bir bakış sunmak istedim. İçsel yolculuğumuzda, bu tür bilgiler bize yol gösterici olabilir ve kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Her bireyin kendine özgü bir yolculuğu vardır. Bu yazıda paylaştığım bilgiler, sizin kendi deneyimlerinizi anlamlandırmanız için bir başlangıç noktası olabilir. Kendinizi tanıma ve geliştirme sürecinde sabırlı ve şefkatli olmanızı öneririm.
Eğer bu konular hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, eğitim programlarıma göz atabilirsiniz.
Daha Fazla Öğrenmek İster misiniz?
Eğitim programlarım hakkında bilgi almak için iletişime geçin.



