
Yengeç’te Yeniay: Perde
Yengeç yeniayı, yıllardır hiç kımıldamadan asılı duran ve gerçekte ne istediğimizi ustaca gizleyen perdelerimizi usulca havalandırıyor.
"Herkesin maskesini çıkarıp atmak zorunda kalacağı bir gece yarısı vaktinin geleceğini bilmiyor musun?" Søren Kierkegaard
Kimi hakikat, vakti gelene dek örtük bekler.
Evrende hiçbir sır sonsuza dek saklı kalmaz; her biri, ışığa kavuşacağı günü iple çeker.
Bizler de bazen -bilerek ya da bilmeyerek- kalın bir perde çekeriz gerçeğimizle hayatın ezberleri arasına. Bu perde, en derin arzularımızla aramıza görünmez bir set çeker. Kaybolan bir şey yoktur, oradadır hep biliriz, fakat göz önünde değildir; gidişatı ele geçiremez, bastırılmıştır. Belki bir gün batımında ya da kafamız güzelken istem dışı hatırlarız ve hemen geçiştiririz tabii.
Kendine şatafatlı bir sahne kurup hiçliğe tirat atan çakma bir oyuncu gibi perdenin önünde oyunlarımızı oynarız. Ama bir gün, umulmadık bir anda, şiddetli bir rüzgar esip o perdeyi aralar. Ardındakiler görünür olur, donar kalırız. İşte bu Yengeç yeniayı, hayatlarımıza bu rüzgar gibi esmeye, perdeleri aralamaya geliyor.
Hissedeceğiz bu rüzgarı, hem de derimizin de derininde hissedeceğiz. Kumaşın bir ileri bir geri kıpırdadığını görecek, ardında bizi bekleyenlerle göz göze gelmekten deli gibi korkacağız. Belki bazılarımız, tam aralanacakken bir hamlede perdeyi geri kapatacak. Ama nafile... Rüzgar çıktı bir kere. Perde aralanacak, gerekirse çıkacak yerinden. Bin yıllık gölgelerimizde hapsolmuş ne varsa azat olup, günün o arsız ilk ışını gibi yalayacak duvarları, dolacak evin içine, er ya da geç.
Önce afallayacak, ürkecek, geri sekeceğiz. Belki başka bir odaya koşup saklanmak isteyeceğiz. Ancak ışık bir kere içeri sızdı artık. Konforlu masallarımızın yumuşacık kuytusundan doğrulmaya, kendi kendimize mırıldandığımız yalanlardan ayılmaya ve esas arzularımızla tanışmaya mecburuz artık.
Kolay değil elbette... Ama zaruri.
“Acınız, idrakinizi saran kabuğun kırılmasıdır.” Halil Cibran
Yengeç yeniayı, yıllardır hiç kımıldamadan asılı duran ve gerçekte ne istediğimizi ustaca gizleyen perdelerimizi usulca havalandırıyor.
Yengeç burcunda, en derin aidiyet yaralarımızı üzerine basa basa kanatan retro Merkür’le kolkola bu yeniay, bir çocuğun sırf incinmemek için kendine söylediği yalanlara inat, bir yetişkin sorumluluğu ile yüzleşeceğimiz ve nihayet ‘kabul edeceğimiz’ gerçeklerin bizi özgürleştireceğini vurguluyor. Öncü akslarıyla bu yeniay, bizden kararlı bir eylem bekliyor!
“Uykuya dönme sakın, zira yola koyulmamış olana bu rüzgar esmez” diyor. Haritanın tepesinde asılı Merkür, “İdrak!” diye bağırıyor! Şimdi perdenin açılıp da gerçekleri açığa çıkarışı ile hissedilen bu acı, bu kaybolmuşluk, bu vazgeçiş, idraki saran kabuğun kırılmasıdır belki de... Ve sıfır kilometre bir hevesle yola koyulacak yeni bir varoluş biçiminin sancısı…
Yeniayın Koç’taki Satürn’le karesi, yüreğinde yeşermesini umduğun huzur ve mutluluğun, ancak cesur bir yüzleşme ve ardından hakikat yolunda atılacak yapıcı bir adımla mayalanacağını söylüyor. Yıllardır dönüp bakmaya üşendiğin, ertelediğin, üstünü örttüğün, yokmuş gibi davrandığın korkuların ve inançlarınla, asla kabuk tutmamış yaraların ve bir türlü geride bırakamadığın geçmişinle, evet biraz yürek burkan bir hesaplaşma bu.
Ama yapmazsan, huzur bulamayacaksın.
Ezberlerinden kurtulamayacaksın.
Farklı bir şeyler umsan da, bulamayacaksın.
Belki alışıldık ve konforlu ama son derece kısır ve hapseden bir döngüde dönüp duracak; gerçek arzularını bir kez daha çöpe atacaksın.
Yeniayın Sabian cümlesi çok manidar: “Bir kadın bir yelkenli bekliyor.” Ansızın bir rüzgar esecek, perdeyi aralayacak ve ardında belki hep beklediğin o yelkenli görünecek…
Yükselen Terazi'de, demek ki esas mesele ilişkiler, duygular, bağlar, bağlılıklar...Yöneticisi Venüs, hem geçmişin kapı bekçisi Güney Düğüm’le kavuşumda, hem ani kopuşların sembolü Uranüs'le karede hem de ayrılıkların semboliği Mars’la kareye ilerlemekte. Bir şeyler sonlanıyor, çaresi yok. Satürn, tam da ilişkiler evinden adil bir hüküm için zorluyor. Pluto, Juno ile kavuşmuş, ilişkilerde krizler eşliğinde bir uyanışın ve kaçınılmaz bir dönüşümün düğmesine basıyor.
Venüs yaralı, çokça güvensiz ama artık daha gerçekçi, hatta belki biraz ‘faydacı’ bir yerden bakıyor olup bitene. Boğa’daki Şiron’la olan üçgeni, kendi için ve kendine doğru yapacağı bir seçimin yaralarını saracağını, özgüvenini yeniden onaracağını söylüyor. Mars’ın yeniayla gizli ilişkisi, içimizde tuttuklarımızın dışımıza ansızın taşacağını ve bir şeyleri değiştireceğini gösteriyor, zira yöneticisi Merkür, başrolde.
“Kıyıdan uzaklaşma cesaretine sahip olmadan yeni ufuklara doğru yüzemezsiniz.” William Faulkner
Öyleyse şimdi, kendinle olan başta olmak üzere, tüm ilişkilerinde, gerçeği idrak etme, adil bir karar verme ve hudut çizme vakti. 'Kimse üzülmesin' diye diye perdenin ardına sakladığın hayalleri, orada hiç olmadığı halde bekleyip durduğun kişileri, hiç tutulmamış sözleri, filizlenmeden kuruyan duyguları ve ne yaparsan yap asla dolmayacak avuçlarını dürüstçe görüp kabul etmeni istiyor yeniay.
Ve kendini hatırlamanı. Sahi kimdin sen?
Yeniayın rüzgarı aralıyor perdeyi usulca, bu bir felaket değil, bir fırsat, unutma!
Ruhun, asla geri gelmeyecek bir geçmişin zincirlerinden de, asla gerçekleşmeyecek olanın beklentisinden de azat olup, gerçek arzularına uyanıyor. Bak perdenin ardında bir yelkenli beliriyor ışıl ışıl, seni alıp götürecek. Hem de bu kez sen nereye dersen, oraya.
Sevgiyle ve ışıkla 🕊️
Bu yazıda, yeniay konusunda derinlemesine bir bakış sunmak istedim. İçsel yolculuğumuzda, bu tür bilgiler bize yol gösterici olabilir ve kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Her bireyin kendine özgü bir yolculuğu vardır. Bu yazıda paylaştığım bilgiler, sizin kendi deneyimlerinizi anlamlandırmanız için bir başlangıç noktası olabilir. Kendinizi tanıma ve geliştirme sürecinde sabırlı ve şefkatli olmanızı öneririm.
Eğer bu konular hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, eğitim programlarıma göz atabilirsiniz.
Daha Fazla Öğrenmek İster misiniz?
Eğitim programlarım hakkında bilgi almak için iletişime geçin.



