Oğlak'ta Dolunay: Sisifos'un Düşü | Ceren Yalçın Kaplan | Astroloji Danışmanlığı ve Butik Astroloji EğitimleriCeren Yalçın Kaplan | Astroloji Danışmanlığı ve Butik Astroloji Eğitimleri
Yazılara Dön
Oğlak'ta Dolunay: Sisifos'un Düşü
Paylaş:
Dolunay

Oğlak'ta Dolunay: Sisifos'un Düşü

Ceren Y. Kaplan
7 dakika

Oğlak burcunda bir dolunay yaşıyoruz. Dolunay, 18 Ocak’taki Oğlak yeniayında kendimize koyduğumuz hedeflerin objektif biçimde sorgulanmasını gündeme getiriyor.

“Esaretin de bedeli var, cesaretin de...”

Bugün Oğlak burcunda bir dolunay yaşıyoruz. Dolunay, 18 Ocak’taki Oğlak yeniayında kendimize koyduğumuz hedeflerin objektif biçimde sorgulanmasını gündeme getiriyor. Haritada 0 derece İkizler’in yükselmesi; o günden bugüne değişen koşulları ‘olduğu gibi’ görerek ve rotayı buna göre yeniden oluşturarak yeni bir yola adım atacağımızı muştuluyor. Yükselene yapışan Mars, Uranüs’le kavuşuma giderken, çok daha esnek olmamızı gerektirecek şaşırtıcı gelişmelere işaret ediyor. Mars & Uranüs ikilisi ay düğümleri ile sıkı bir karede; üzerinde gittiğimiz yolun ani ve kadersel biçimde değişime uğrayacağını bilmek gerekiyor. Oğlak yeniayını hatırlamak isteyenler ‘Dağa İnat’ yazımı tekrar okuyabilir. O zaman ‘Başarı, dağa inat dağa çıkanındır.’ demiştik. Şimdi, inadı bırakıp dürüst bir değerlendirme yapmamız gerekiyor. Bir yere varıyor muyuz, yoksa boşa mı kürek çekiyoruz?

Zira dolunay Facies sabit yıldızı ile kavuşumda. Stalin Yıldızı olarak nam salmış bu sabit yıldızın doğasında hırs, irade ve hedefe kitlenme, fakat öte yandan sert bir kuralcılık, esneyememe ve kendi ördüğü yıkılmaz duvarların ardını görememe var. Belli ki içinde olduğumuz her ne ise bu kez bir başkasına değil, kendimize çektirdiğimiz bir işkence. Dolunay, yöneticisi Satürn ile kare açıda, Neptün de yanında. Hırsla yüklendiğimiz sorumluluklar koskoca dağ gibi eziyor incecik ruhumuzu. Yolu ve ne yapılacağını biliyor ama mükemmelliyetçiliğin ağır örtüsünü sıyırıp, o her şeyi çözecek adımı bir türlü atamıyoruz. Köşeye sıkışmış, ‘bu ben değilim’ dedirtecek denli özümüze yabancı bir kurban rolünde öylece bomboş salınıyoruz. Tepe noktasına yapışan ve yükselene destek veren Pluto bu yüklerden azat olup süreci dönüştürmemizi istiyor. Vakti çoktan gelmiş kararların artık ertelenmemesi gerekiyor.

“Hiçbir şey çökmez. Dünya da çökmez. Yaşam hiç durmaz. Çöken şey sevdiklerimize, ideolojilerimize, kendimize dair fantezilerimizdir. Hayalleri yıkılan birinin, -ne yani her șey yalan mıydı? diye telaşlanmasına gerek yoktur. Yalandı. Gerçek şu ki, hala yeni bir ‘deste’ açabiliriz.” Agah Aydın

Oğlak deyince çalışkanlık, disiplin ve azim akla gelir ve ama onun için en çok verimlilik esastır. Bir şeyleri başardığını hissetmesi için emek sarf etmesi, uğruna ter dökmesi yetmez; verim almalı, fayda sağlamalı, somut ve tatmin edici bir sonuç elde etmelidir. Ancak Oğlak’ta karşıtı Yengeç’ten ödünç aldığı bir huy vardır; bir tür bağımlılık diyebiliriz buna. Bu bağımlılık, Yengeç’in dünyasındaki gibi sevilene, aşina olunana, güvenli kabuğuna ya da geçmişe dair bir bağımlılık değildir; o daha ziyade somut kazanımlarına, başarılarına, harcadığı emek ve zamana, hatta muvaffak olma haline bağımlıdır. Oğlak, görünürde yol yokken dahi bir yolunu bulur; tıkanmış yolları var gücüyle açar; görünmez engebelerde müthiş bir manevra ile yolda kalmayı becerir fakat… yol artık bir yere varmıyorsa bazen bunu hazmedemez, kabullenemez ve çıkmaz bir yolda tutuklu kalır. Oğlak, bir nevi, inatla çıktığı o dağa bağımlıdır.

Mars İkizler’de yepyeni zihinsel tasarılara, aynı anda birden çok hedefe, uzun bir yapılacaklar listesine doğru süratle gaza basarken, yöneticisi Merkür’ün dolunay anında durağan olması, freni kökleyerek bizi durdurması elbette şaşırtıcı değil. Şimdi, çok iyi bildiğin bu yollara yeniden hevesle düşmeye hazır hissediyorsun, ama görmezden geldiğin, gururla kendinden saklayarak bastırdığın bazı durumlar var. Başarıya, başkalarının gözünde kim olduğuna, seni artık beslemediğini bile bile sırf çok emek verdin diye bu köhne yola tutunmaya ant içmişsin. Merkür’ün yanında anaretik derecede yer alan Jüpiter’le bu sözde ‘pes etmeme’ hali patetik bir aşırılığa dönüşüyor. Dolunay, belki de yolun tükenmiş olabileceğini fısıldayarak üstü kapalı bir fayda zarar analizi yaptırıyor. Dağı tırmanmak başka şey, dağı sırtlanmak başka şey. Sisifos anlatısındaki gibi… Hatırlayalım:

Kurnazlığıyla ünlü Kral Sisifos, tanrıları defalarca kandırmış, ölümü bile alt etmeyi başarmıştı. Ancak tanrılar, onu ebedi bir cezaya mahkum etti: Dağın zirvesine kadar bir kayayı taşımak. İyi güzel de, Sisifos ne zaman zirveye yaklaşsa, kaya geriye yuvarlanıyor, Sisifos yeniden başlamak zorunda kalıyordu; bu denemeler sonsuza dek böyle sürdü. Bitimsiz bir döngü, sonuçsuz bir emek, hiç ulaşılmayan bir tamamlanma…ve sonsuz bir anlamsızlık.

Son 2 senedir yaşadığımız Balık-Başak tutulmaları ile çoğumuz Sisifos gibi hissediyoruz: çok iyi bildiğimiz halde yetersiz hissettiğimiz işler, kördüğüm olmuş ilişkiler ya da tekrar tekrar bedelini ödediğimiz hatalar…. Her seferinde olanca ağırlığıyla zirveye ittiğimiz kaya, yeniden, gözlerimizin önünde aşağı yuvarlanıyor ancak bu kez, belki de hiç olmadığı kadar acıtıyor… onu bir kez daha yukarı itmeye takatimiz yok artık.

Şimdi Sisifos gibi dağın yamacında, sayısız kez geriye yuvarlanmış o taşın başında duruyoruz. İşte şimdi önümüzde, yüreğimizin ağırlığından daha ağır bir taş. Elimizde, Oğlak’ın kusursuzluk arayışını sembolize eden son derece hassas bir terazi. Kayanın ağırlığını ölçüyor, zirveyle arasındaki mesafeyi hesaplıyoruz. Başarı duygusunu taşın ağırlığına ve onu zirveye koyup koyamayışımıza bağlamışız. Zirveye varmak, kayayı yerleştirmek, eksiksiz bir düzen kurmak için çabalıyoruz. Ama taş yine yuvarlanıyor aşağıya… sanki silindir gibi bizi de ezip geçiyor.

“Bir gün başaracağım, başarısızlığım tesadüfi değil, mutlaka bir yerlerde bir hata yapıyorum, çok önemli bir detayı kaçırıyor olmalıyım…”

Belki de değil?

Belki sadece taşı da, işleri de kendi haline bırakmalısın. Belki yalnızca durmalısın.

Belki yalnızca... taş taşımayı bırakmalısın!

Sisifos’un taşı, düşe kalka bize öğretiyor ki, artık kusursuzluğa değil, olanı olabildiği gibi kabullenebilmeye ve olanı olduğu halde bırakabilmeye ihtiyacımız var. Başarısızlığı kabul edebilmek ve dahi onu sevmeyi öğrenmek, Nietzsche’nin dediği gibi, Amor Fati, kaderini sev… Belki de bu dolunayla, gökyüzü böylesine değişirken, biz de ilk kez taşın geriye yuvarlanışını bir yenilgi gibi değil, gerçek bir özgürleşme olarak görebiliyoruz: kusursuzluk idealinden, başkalarının beklentilerinden, sevgi-onay dilenmekten ve başarı takıntısının üzerimizde yarattığı ağırlıktan özgürleşmek… Hassas teraziyi elimize alıp, bu kez taşın ağırlığını değil, kalbimizde taşa endeksli yükleri ölçüyoruz.

Ve Sisifos nihayet kayayı ardında bırakıp zirveye tırmanıyor, tek başına, kendi düşünün peşinde. Bu kez kayayı değil, tanrıları bile değil, bedelsiz bir gökyüzünü kucaklıyor.

Sevgiyle ve ışıkla♥️


Bu yazıda, dolunay konusunda derinlemesine bir bakış sunmak istedim. İçsel yolculuğumuzda, bu tür bilgiler bize yol gösterici olabilir ve kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Her bireyin kendine özgü bir yolculuğu vardır. Bu yazıda paylaştığım bilgiler, sizin kendi deneyimlerinizi anlamlandırmanız için bir başlangıç noktası olabilir. Kendinizi tanıma ve geliştirme sürecinde sabırlı ve şefkatli olmanızı öneririm.

Eğer bu konular hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, eğitim programlarıma göz atabilirsiniz.

Daha Fazla Öğrenmek İster misiniz?

Eğitim programlarım hakkında bilgi almak için iletişime geçin.

Diğer Yazılarıma da Göz At

Kova’da Dolunay: Odisseus’un Esareti - Dolunay
Dolunay
28.07.202610 dakika

Kova’da Dolunay: Odisseus’un Esareti

Nolan’ın ‘Odysseus’u, filmi henüz izlemediyseniz bile, gereğinden de çok tartışıldığı için mutlaka gözünüze ilişmiştir. Filmi izler izlemez heyecanla Kova dolunayını yazmak istedim; çünkü üç bin yıllık bir ‘kibir’ anlatısının öyle ya da böyle, kolektif bilincin yüzeyine, tam da şu an fırlamış, fırlatılmış olması tüylerimi diken diken ediyor. Tam da düğümler Aslan-Kova aksına geçmiş ve şimdi suru üfleyecek Kova dolunayı yaklaşmışken...

Yengeç’te Yeniay: Perde - Yeniay
Yeniay
13.07.20268 dakika

Yengeç’te Yeniay: Perde

Yengeç yeniayı, yıllardır hiç kımıldamadan asılı duran ve gerçekte ne istediğimizi ustaca gizleyen perdelerimizi usulca havalandırıyor.

Akrep'te Dolunay: Korku - Dolunay
Dolunay
01.05.20267 dakika

Akrep'te Dolunay: Korku

1 Mayıs'ta gerçekleşecek olan Akrep dolunayı, en kuytu köşelerimizi, en saklı gölgelerimizi ve en derin korkularımızı bize yansıtan bir mercek gibi üzerimizde parlıyor.

    Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek ve site trafiğini analiz etmek için çerezler kullanmaktadır. KVKK Aydınlatma Metni