
Başak'ta Ay Tutulması: Ateşten Gömlek
Yılın ilk ay tutulması, uzun zamandır ruhumuzu saran ama belki geri plana ittiğimiz bir ‘akıl ve kalp’ çatışmasını çözmemizi istiyor.
“Akılla bir konuşmam oldu dün gece,
sana soracaklarım var, dedim.
Sen ki her bilginin temelisin,
bana yol göstermelisin.
...
Benim bu deli gönlüm, dedim,
ne zaman akıllanacak?”
Ömer Hayyam
Yılın ilk ay tutulması mantığın burcu Başak’ta gerçekleşiyor; fakat Başak’taki Ay Güneş, Venüs, Merkür, Mars ve Kuzey Düğümü içine alan çok güçlü bir Balık toplaşmasının karşısında tek başına direniyor.
Su elementi baskınlığındaki tutulma haritasının yükseleninde de, duygular okulundaki Yengeç burcunu görüyoruz. Bu bizi yine Başak’taki Ay’a götürse de, Güney Düğüm kavuşumu ile iyice güç yitiren Ay, bu su taşkınında boğuluyor; kendimizi kaptırdığımız duygular bizleri içten içe huzursuz ederken, bu huzursuzluktan kaçmak için sığındığımız akıl, bir çıkar yol sunacağına, bizi iyiden iyiye vesvese ve kaygının çıkmaz sokaklarına itiyor.
Kısaca, bu tutulma uzun zamandır ruhumuzu saran ama belki geri plana ittiğimiz bir ‘akıl ve kalp’ çatışmasını artık çözmemizi istiyor.
Bir yanın ‘buna mecburum’ derken,
diğer yanın özgür kalmak istiyor.
Bir yanın ‘kaderim bu’ derken,
diğer yanın çözüm arıyor.
Bir yanın ‘ama seviyorum’ derken,
diğer yanın ‘böyle sürmez’ diyor.
Bir yanın bırakmaya direnirken,
diğer yanın temiz bir sayfa açmak istiyor.
Mantık ve duygular arasında sıkışıp kalmışsın. Bir denge, bir orta yol arıyorsun, ama çok zor, hatta imkansız geliyor. İçine düştüğün duygusal girdaplar akla geçit vermiyor. “Beni, kalbini dinleyeceksin” diyor. Oysa kalp kendini kandırmaya ve gerçeği görmezden gelmeye dünden razı, içten içe biliyorsun. Yükselen Yengeç, bir bebeğin memeye yapışması gibi, onsuz yapamam sandığın ama artık seni bir kısırdöngüye hapseden her ne ise, ona çaresizce yapışıp kalışını sembolize ediyor.
“Mantığının eleştirdiğini, merhametinin savunmasına izin verme.” Jane Austen
Başak’taki Ay, Güney Düğüm ve Zosma sabit yıldızı ile kavuşuyor. Duygularına mantığının kaftanını giydirmeye çalıştıkça, ortalık iyice arapsaçına dönüyor, düğümler gittikçe karmaşıklaşıyor. Zihnin bulanıyor, kalbin sıkışıyor, olması gerekenle arzu edilen arasındaki büyük uçurum seni yutuyor. Bir seçim yapacak olduğun her an, seçemediğin taraf sana en kötümser senaryoları yazdırıyor. Zihninle bu düğümü asla çözemiyorsun.
Tutulma yöneticisi Merkür retro, hele Balık’ta, hele de iplerini Yengeç’te geri giden Jüpiter tutarken, duyguların suyu iyiden iyiye köpürüyor, dev dalgalar eziyor çoktan taşmış denizlerini. Her gece yastığa başını koyduğunda eski sahneler gözünün önüne geliyor; eski filmler başa sarıyor; her şarkıda, her kitapta seni geriye çeken, geçmişin tozunu gözüne üfleyip seni ağlatan bir şey buluyorsun.
Öte yandan kendini, kendi ellerinle koyduğun bir hapishanede hissediyor, buna son veremediğin için yine kendine kızıyorsun; çünkü mantığının ‘hayır’ dediğine her defasında ‘evet’ diyorsun. Geçmişte mutlu olduğun anların donuk resimlerine dönüp dönüp bakıyor, o anları geri çağırıyorsun. Şu anki reel tablonun o resimdekilerle hiç uyuşmadığı gerçeği seni huzursuz etse bile, bunu kabul etmek istemiyorsun.
Merhametin, empatinin ve bir yerden sonra abartılı hale gelmiş bir teslimiyetin seni tutsak edişini görüyorsun ama sana şu an ‘hakiki’ ve ‘doğru’ gelen tam olarak bu. Düğümleri çözmeyi çok kez denediğin ve bir çok kez kendine yenildiğin için, pasif bir akış içerisinde, zamanın işleri çözmesini, akreple yelkovanın sihirli bir değnekle senin yerine bir karar vermesini bekliyorsun.
“Bir kez çekin şu acıyı, geçin o ateşin içinden. Sonra rahatlayacaksınız.” Irmak Zileli
Ama bu bir tutulma. Bu bir düğüm çözücü. Bu bir dank ettirici. Bu, sistemsel bir karar verme eşiği. Artık mantığınla kalbinin orta hattını bulman, ya ikisini aynı şeye ikna etmen ya da ikisi arasında bir miktar ‘faydacı’ bir seçim yapman gerekiyor. Balık’taki tüm gezegenler Terazi’ye yansıyor. Şu an kararsızlık kadar sana zarar veren bir şey olmadığını bilmelisin. En kötü kararın bile kararsızlıktan yeğ olduğu o ateşten dönemeçtesin.
Seçimi SEN yapamazsan, emin ol ki bir başkası senin yerine yapacak. Seçimi bir başkasına bırakmak, iradeni ve öz saygını hepten kıracak. O nedenle öyle ya da böyle bir orta yol bulacak, sonucunu göze alacaksın. İyi kötü bir karara varmanın, bir seçim yapmanın sorumluluğunu tüm ruhunla alacaksın. Bu seni rahatlatacak.
Ve inan bana, bundan pişman olmayacaksın.
Ateş elementini tek başına üstlenen Satürn, Koç burcunda, haritanın tepe noktasıyla kavuşuyor ve ‘artık cesurca karar ver’ diyor. Zaten Satürn ve Neptün’ün Koç’ta başlattıkları bu döngü, eğer bizi ileriye götürecekse birtakım zorlukların üstüne gitmemizi ve yapılması gereken ne varsa, ‘her şeye rağmen’ ve ‘her şeyi göze alarak’ yapmamızı istiyor. Bu tutulma, ateşe yürümemizi salık veriyor.
Ateşin ardında çağıl çağıl bir özgürlük seni bekliyorsa, ateşin üzerinden atlayarak geçemezsin, içinden geçeceksin. Şimdi seni boğduğunu sandığın sular, seni yakacağından ölesiye korktuğun ateşi -zamanı gelince- söndürecek olandır. Şimdi karar verilecek, ateşten gömlek giyilecek, bir kez yanıp kül olunacak gerçeğin harlı alevinde. Sonrası çağıl çağıl özgürlük, iyilik, güzellik, ferahlık, aşk.
Sevgiyle ve ışıkla❤️🔥
Bu yazıda, tutulma konusunda derinlemesine bir bakış sunmak istedim. İçsel yolculuğumuzda, bu tür bilgiler bize yol gösterici olabilir ve kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.
Her bireyin kendine özgü bir yolculuğu vardır. Bu yazıda paylaştığım bilgiler, sizin kendi deneyimlerinizi anlamlandırmanız için bir başlangıç noktası olabilir. Kendinizi tanıma ve geliştirme sürecinde sabırlı ve şefkatli olmanızı öneririm.
Eğer bu konular hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, eğitim programlarıma göz atabilir veya benimle kişisel bir danışmanlık seansı için iletişime geçebilirsiniz.
Daha Fazla Öğrenmek İster misiniz?
Eğitim programlarım ve kişisel danışmanlık hizmetlerim hakkında bilgi almak için iletişime geçin.



